Gogol Bordello-immigraniada
şimdiki zamanda yaşayamadım hiç.
kafamın için > tüm zamanlar
Gogol Bordello-immigraniada
şimdiki zamanda yaşayamadım hiç.
kafamın için > tüm zamanlar
Kayıtsız, alaycı, zorba- İşte böyle yapar bizi bilgelik:
Bir kadındır o, sadece bir savaşçıyı sevebilir.
Böyle buyurdu zerdüşt.
ilkesizlerin ülkesinde insanlar alenen,sıradan öldürülürken
ilkelilerin ülkesinde insanlar seçilerek,gizli saklı öldürülürler
hayalli
Ben anlamıyorum kardeşim, ben bu halkı da, medyayı da, hatta koskoca medya yetmezmiş gibi, internet ahalisini de anlamıyorum.
Bütün Türkiye barıştan yana, birlikten beraberlikte yana, dostluktan kardeşlikten yana tamam eyvallah, ne güzel de; bunun olmama sebebini nasıl olur da sen o insandan…
Arzular, belirsizliklerin ve olasılıkların şehvet pazarlarında avlanan yabani iştahlar sürüsüdür. Açlıklar nezdinde, ulaşılabilir olan ve kesinleşmiş her lezzet gereksiz ve tatsız bir tokluktur.
Yaşam, belirsizlik ile doğar, kesinlik tarafından öldürülür.
Senyor Rapunzel
Beni bugün bir odaya tıktılar ve önüme yemem için
Birkaç bir şey attılar
Yemek zorundaymışım,yaşamak için
Hücrede olan mahkumlar varmış,halime şükretmeliymişim
Seçimler benimmiş tamamen hemde
Ne koşullar etkilemiş beni
Ne de mahalle baskısı
Beni bugün bir odaya tıktılar
Ve çıktığımda kulaklarım uğulduyordu
Önüme koyulanları her daim yemek zorundaymışım
Yoksa sesli ya da sessiz temizlenirmişim elbet bir gün
Hevesim bu kadar çabuk kaçarken
Birilerinin beni ciddiye almasını
Beklemek ahmaklık gibi
Tembelliklerimin üstünü kapatmak üzere methiyeler düzebilirm.
Kişisel gelişim üzerine yazılan yazılar çok biip.
El Empleo
Direction: Santiago ‘Bou’ Grasso
Idea: Patricio Plaza
Animation: Santiago Grasso / Patricio Plazaİnsanların duygu ve düşünce yoksunu olarak yaşayıp, kişinin başkalarını köle gibi kullanırken aynı zamanda olağan bir biçimde kendini de kullandırmasına neden olan kapitalist sistemi eleştiren ve en sevdiğim animasyon filmi olma özelliğini yitirmemiş muhteşem eser.
- ”Yaşam özlemini doyuracak bir olgu mümkün mü?
Yirmi yıl sonra aynı şarkılar çalıyor. Elli üç yıl öncesi çekilmiş bir film gösteriliyor. Yirmili yılların, ellili yılların giysileri vitrinleri dolduruyor. Açlık, savaş, geri kalmışlık ve inanılmaz felaketlerle ilgili haberleri kitleler, masal dinler gibi dinliyor. İşte böylesi bir yaşam önümüzden gelip gidiyor. Sen kendi duvarlarının gerisine çekiliyorsun. O, kendi duvarlarının gerisine çekiliyor. Bir başka kentte. Bir başka ülkede. Herkes bir başka kentte. Herkes bir başka dili konuşuyor. Ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok. Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. Bir bedenin üzerinde dolaşan her el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki bedenin üzerinde.
Doyum içinde ayrılacağını sandığım bu yaşamdan, zaman zaman algılıyorsun ki, hiç de doyumla ayrılamayacaksın. Hiç yaşanmamış gibi.”
Tezer Özlü
| — | Hayalli |

Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, iş yerlerinizle, özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.
Tezer Özlü